ERGİN: KALICI BARIŞ ADALETLE MÜMKÜNDÜR

 

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” üzerine yaptığı konuşmada, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı açılım ve çözüm süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mevcut sürecin önceki dönemlere göre daha elverişli bir zemine sahip olduğunu belirten Ergin, kalıcı toplumsal barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle değil, hukuk devleti, adalet, temel hak ve özgürlükler ile devlet ve vatandaş arasındaki güvenin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi.

ERGİN SÜRECE DESTEĞİNİ YİNELEDİ

Kanun teklifinin Türkiye açısından son derece önemli olduğunu belirten Ergin, DEVA Partisi’nin sürecin başından bu yana çözüm iradesi ortaya koyduğunu ifade etti. Ergin, “2024 Ekim ayında Sayın Devlet Bahçeli’nin gündeme taşıdığı bu konuya ilk desteği veren DEVA Partisi ve onun Genel Başkanı Sayın Ali Babacan olmuştur. O günden bugüne kadar bu sürece yapıcı katkı sunmaya devam ediyoruz” dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında kurulan komisyona Yeni Yol Grubu olarak üye verdiklerini ve komisyon çalışmalarına katkı sunduklarını aktaran Ergin, komisyonun çalışma yöntemini de olumlu değerlendirdi. Ergin, “Sayın Kurtulmuş’un riyasetinde çalışan komisyon hem katılımcı ve uzlaşmacı bir metotla verimli bir çalışma yapmış hem de 86 milyon ülke insanının hissiyatını en geniş şekilde ifade edebilmesine zemin hazırlamıştı. Bu açıdan örnek bir uzlaşı komisyonu olarak bundan sonra da anılacaktır” ifadelerini kullandı.

TEKLİFİN HAZIRLANIŞINA YÖNELİK USUL UZLAŞMACI DEĞİLDİ

Görüşülen kanun teklifinin hazırlanış biçimine yönelik eleştirilerini de dile getiren Ergin, teklifin istihbarat birimleri ile üç siyasi partinin görüşmeleri sonucunda hazırlanarak Meclis’in gündemine getirildiğini söyledi. Ergin, bu süreçte daha geniş katılımlı ve uzlaşmacı bir yöntemin tercih edilmesini istediklerini belirterek, “Keşke bu hazırlıkta da katılımcı ve uzlaşmacı bir çalışma yapılabilseydi” dedi. Teklifin hazırlanış yöntemine ilişkin çekincelerinin Türkiye’nin sorununu çözme iradelerini değiştirmediğini vurgulayan Ergin, “Tam tersine biz bu sorunun çözülmesini güçlü bir şekilde istiyor ve destekliyoruz” diye konuştu.

GEÇMİŞ SÜREÇLERDEKİ EKSİKLİKLERE DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye’nin 2009 ve 2013 yıllarında yaşadığı süreçleri hatırlatan Ergin, geçmişteki deneyimlerin bugünkü süreç açısından önemli dersler içerdiğini söyledi. 2009 Açılım Süreci’nin AK Parti tarafından tek başına gündeme getirildiğini belirten Ergin, CHP ve MHP’nin muhalif kaldığını, güvenlik bürokrasisi ile yargı organlarının sürece zihnen hazır olmadığını ifade etti. Ergin, sivil toplum ve kamuoyuna yönelik özel bir çalışma yürütülmediğini, medya desteğinin bulunmadığını ve yasal altyapının yetersiz kaldığını belirterek, “Yasal altyapının yetersiz olması nedeniyle de 2009 Açılım Süreci maalesef başarısız oldu” dedi. 2013 yılında başlayan Çözüm Süreci’nde de parlamentoda AK Parti’nin tek başına kaldığını ifade eden Ergin, CHP ve MHP’nin sürece karşı olduğunu, HDP dışında destek veren başka bir siyasi parti bulunmadığını söyledi. “Akil İnsanlar Heyeti” üzerinden geniş bir kamuoyu iletişimi kurulduğunu ancak yeterli siyasi destek sağlanamadığını belirten Ergin, yasal altyapının da oluşturulmaması nedeniyle bu sürecin de olumsuz sonuçlandığını dile getirdi.

BUGÜNKÜ ZEMİNİ DAHA GÜÇLÜ BULDU

Mevcut sürecin geçmiş dönemlerden farklı olarak önemli avantajlara sahip olduğunu savunan Ergin, parlamentoda geniş bir siyasi destek bulunduğunu ve güvenlik ile yargı bürokrasisinin geçmişteki gibi olumsuz bir tutum içerisinde olmadığını söyledi. MHP’nin sürecin başat aktörü olmasının toplumsal muhalefetin genişlemesini önleyen önemli bir faktör olduğunu belirten Ergin, görüşülen kanun teklifinin de geçmiş dönemlerde bulunmayan bir yasal altyapı imkânı sunduğunu ifade etti. Ergin, “Bu nedenlerle bu dönem önceki dönemlere göre daha müsait bir zemin var. Şartların bu kadar müsait olduğu bir zeminde bu sürecin olumlu bir şekilde sonuçlanması samimi arzumuz” diye konuştu. Sürecin başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada daha güvenli ve huzurlu bir ülke konumuna geleceğini belirten Ergin, TBMM’de oluşan geniş destek tablosu ile yasal altyapının oluşturuluyor olmasını sürecin en güçlü tarafları arasında gösterdi.

“BU, 86 MİLYONUN MESELESİDİR”

Sürecin herhangi bir siyasi parti veya ittifakın projesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ergin, çalışmanın Türkiye’nin ortak meselesi olduğunu söyledi. Ergin, “Bu süreç yalnızca bir siyasi partinin veya bir siyasi ittifakın projesi olarak görülmemelidir. Bu, Türkiye’nin meselesidir. Bu, 86 milyonun meselesidir” ifadelerini kullandı. Tüm çalışmaların Türkiye’nin orta ve uzun vadede toplumsal barışını güçlendirmek, iç ve dış güvenlik endişelerini gidermek ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmek amacıyla yürütülmesi gerektiğini belirten Ergin, sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmaması gerektiğine dikkat çekti.

“TOPLUMSAL BARIŞ SADECE SİLAHLARIN SUSMASI DEĞİL”

Toplumsal barışın yalnızca silahların susmasıyla elde edilemeyeceğini vurgulayan Ergin, hukuk devleti ve adalet mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ergin, “Toplumsal barış için Türkiye’nin eksiksiz bir hukuk devleti olması gerekir. Toplumsal barış için güven veren bir adalet düzenini inşa etmek gerekir. Toplumsal barış, farklı düşünen vatandaşlarımızın kendisini güvende hissetmesi ile sağlanır. Toplumsal barış; temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olması ile oluşur” dedi. Bu çalışmayla birlikte toplumun diğer kesimlerinin birikmiş sorunlarına adil çözümler getirecek somut adımların ve bunların uygulanacağı bir takvimin de ortaya konulmasını isteyen Ergin, Türkiye’de hukuk güvenliğini, demokratik standartları, temel hak ve özgürlükleri güçlendirecek bir yol haritası ve eylem planının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

ERGİN: KALICI BARIŞ GÜVENLE MÜMKÜN

Kalıcı barışın yalnızca çatışmanın sona ermesiyle sağlanamayacağını belirten Ergin, insanların adalete ve devlete güven duymasının ve aidiyet duygusunun güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Ergin, “Çünkü kalıcı barış, yalnızca çatışmanın sona ermesiyle değil, insanların adalete ve devlete güven duymasıyla ve aidiyet duygusunun güçlenmesiyle mümkün olur. DEVA Partisi’nin ve Yeni Yol Grubu’nun sürece bakış açısı budur” diye konuştu. Türkiye’nin daha mutlu, özgür ve huzurlu bir ülke olabileceğini belirten Ergin, “Beraberce bu coğrafyada daha mutlu, daha özgür, daha huzurlu olabiliriz. Birlikte kazanabiliriz. Bu ülke kazanır, insanlık kazanır. Türkiye’nin hasımları kaybeder. İsteğimiz budur” dedi. Ergin, DEVA Partisi ve Yeni Yol Grubu olarak sürecin sonuç alınması için olumlu katkı sunmaya devam edeceklerini belirterek konuşmasını, “Yaşamayı ve yaşatmayı kutsayalım” sözleriyle tamamladı.