“BU GURUR HEPİMİZİN”

 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu savunma sanayi iş birliğiyle ilgili önemli bir açıklama yaptı. Yayman, yerli ve millî savaş uçağı KAAN’ın, Endonezya ile imzalanan tarihi bir anlaşma kapsamında Türkiye’de üretileceğini ve 48 adet uçağın dost ve kardeş Endonezya’ya gönderileceğini belirtti.

Yayman açıklamasında şu ifadelere yer verdi:“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müjdelediği bu anlaşma, Türkiye’nin yerli ve millî savunma sanayiindeki başarısını tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir. 48 adet KAAN savaş uçağı, Türkiye’de üretilecek ve Endonezya’ya ihraç edilecek. Üretim sürecinde Endonezya’nın yerel yetenekleri de değerlendirilecek. Bu büyük başarıda emeği geçen Savunma Sanayii Başkanlığımıza, TUSAŞ’a ve tüm paydaş kurumlara teşekkür ediyorum.” Yayman ayrıca, anlaşmanın sadece bir ihracat başarısı değil, aynı zamanda Türkiye’nin savunma teknolojilerinde ulaştığı stratejik derinliğin göstergesi olduğunu vurguladı.

Erdoğan: “Türkiye tarihinin en büyük savunma ihracat sözleşmesi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ile yapılan iş birliğinin önemine dikkat çekerek, bu anlaşmanın iki ülke arasında yeni bir dönemin kapısını aralayacağını ifade etti: “Millî muharip uçağımız KAAN, artık sadece Türkiye’nin değil, dost ülkelerin de gökyüzündeki güvencesi olacak. Endonezya ile yapılan bu iş birliği, yerli kabiliyetlerin uluslararası entegrasyonunu da sağlayacak.”

Türkiye Savunma Sanayii’nde Yeni Bir Çağa Girdi

Savunma Sanayii Başkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen KAAN projesi, TUSAŞ’ın liderliğinde ilerliyor. Projenin Endonezya’ya ihracı, Türkiye’nin savunma sanayi tarihinde bugüne kadar yapılan en büyük sözleşmelerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu önemli gelişme, yalnızca ekonomik değil; siyasi ve diplomatik olarak da Türkiye’nin uluslararası konumunu güçlendiriyor. Yayman’ın açıklamaları, yerli savunma hamlesinin hem iç hem dış politikada stratejik bir araç olarak öne çıktığını gösteriyor.